17/8/2007 - TERLİKLERİNİ BAĞLADIM GİTME DİYE
En çok üzüldüğüm konu şu sıralar ne bilmiyorum. Sadece kendimi kötü hissediyorum. Ben evrim geçiriyormuşum su sıralar, değişiyormuşum. Eskiden çocuk olduğum ve büyümediğim için suçlanırdım. Biraz büyümem istenirdi daha ciddi olmam hayata daha farklı bakmam. Oysaki evrim geçirmeden önce; tek derdim marketten bonibon almak, Çengelköy'e gitmek için saatin tam 23:00 olmasını beklemek, güneşi gördün mü dışarı çık felsefesine uymak, (üstelik hiçbir planın olmadan), sırf en değişik bisküvileri bulabilmek için kmlerce yol katatederek değişik süpermarketler keşfetmek, vapurda denize bakmak, yoldaki kedi ile saatlerce oyalanıp "oooy pisicik gibi garip sözcükler çıkartmak", apartmanlararası asılan çamaşır ipleri çok renkli bulup gözelerini çamaşırlara dikerek dakikalar harcamak, sırf İstanbul'da ilk kaybolduğum sokak diye Taksim Tünel'deki Vergi Dairesine kadar salakça yürümek, mısır dişlemek, O'nun yanında hiç sıkılmadan oturmak, O saatlerce seninle ilgilenmeden çalışsa bile bir sandalyede öylece dünyanın en mutlu insanı olarak oturmak.
Peki ya şimdi NE DEĞİŞTİ DE BEN BÖYLE OLDUM. BEN NEDEN BU KADAR BENCİL OLDUM.
Şimdi yoldaki kedi: korkutucu, Taksim Tünele yürümek: yorucu, Yemek öncesi mısır yemek: doyurucu, bonibon: gereksiz abur-cubur, en uzak markete gitme yarışması: gereksiz otobüs seyahati, en beğendiğin durakları ezberleme: gereksiz bilgi, çamaşır ipleri; nerde gökyüzüne bakmayalı çok zaman oldu, Çengelköy: çok eskide kaldı, Vapur ve Deniz: bir zamanlar Antep Fıstığı ile akşam sohbetleri vardı.
Neler oluyor bana bir dönem mi? Korkuyorum.
HAYATIMDAKİ BÜTÜN KÜÇÜK AMA GÜZEL AYRINTILARI KAYBETMEKTEN VE AŞKLARI, SEVGİLERİ, DOSTLARI, O'NU KAYBETMEKTEN.
O'nun sözü; Terliklerini bağladım gitme diye
|
Yorum (2) :: Bağlantı
|
8/3/2007 - konuşmak istemiyorum
burada yaşayan en güçlü ve en zeki erkekleri görüyorum. bu potansiyeli görüyorum. ve hepsi heba oluyor.lanet olsun!.. bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor yada beyaz yakalı köle olmuş. reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde... nefret ettiğimiz işlerde çalışıp, gereksiz şeyler alıyoruz... bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. bir amacımız ya da yerimiz yok. ne büyük savaşı yaşadık nede büyük buhranı. bizim savaşımız ruhani bir savaş. en büyük buhranımız hayatlarımız... televizyonla büyürken milyoner film yıldızı ya da rock yıldızı olacağımıza inandık ama olmayacağız. bunu yavaş yavaş öğreniyoruz ve çok kızgınız..."
|
Yorum (2) :: Bağlantı
|
14/2/2007 - YILMAZ ÖZDİL
Hergün okumaktan keyif aldığımi kelimelerle oynayan benim için mükemmel bir yazar ve onun geçenlerde yazdığı bir köşe yazısının son cümleleri çok etkiledi beni, bende bloguma eklemek sitedim.
"Vahşi Batı filmlerindeki bufalolara benziyoruz artık. Yanımızdaki vurulup, düşüyor. Gözucuyla bakıp, yolumuza devam ediyoruz... Ruhsuz... Duygusuz..."
|
Yorum (6) :: Bağlantı
|
6/2/2007 - BU İŞ ZOR YONCA
İşte şu sıralar ki ruh halim; bu iş zor yonca!
Bu İş Zor Çok Zor Yonca Çünkü Gülmeyi Unutunca Taş Yüreklerde Kilitli Duygular Kapılar Açılmayınca
Bu İş Zor Çok Zor Yonca Çünkü Bizler İstemeyince En Çok Bağıran En Doğru Sayılır İnsanlar İşitmeyince
Bu İş Zor Çok Zor Yonca Çünkü İnsanlar Günler Boyunca Hiç Soru Sormadan Durur
Bu İş Zor Çok Zor Yonca Çünkü Sevmeyi Bilmeyince Bahar Gelir Farkedilmez Olur İnsanlar Gülmeyince
Bu İş Zor Çok Zor Yonca Çünkü Bizler Duymayınca Birinin Eli Herkesin Elinde İnsanlar Umursamayınca
Bu İş Zor Yonca Çünkü İnsanlar Yıllar Boyunca Hiç Soru Sormadan Durur
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
15/1/2007 - FİŞ YAZMAK VE DEVE OYUNU
Küçükken babam beni hep hadi fişleri yaz; fişlerden gelen vergi iadesinin yüzde 20'si senin derdi. Her yıl aynı yüzde payı ile o fişleri özene bözene yazardım. Fakat o yüzdeleri hiç alamadım. Babamın beş yaşında çikolatandan deve yapacağım numarası gibi fiş yüzdesi de yalancı deve ıssırığı olup çıkardı. Fakat ben bu yalancı deve hikayesine her sene kanardım.
Bu sene fişlerimi kendim için yazıyorum. Babama yazdığım fişlerden hiç yüzde alamasamda eğlenceli geliyordu fiş yazmak. Şimdi devlet bana belirli bir yüzde iade edeceği halde; içimden hiç fiş yazmak gelmiyor.
Not: ayrıca babam hep o son anda cebimden çıkan fişler için bana kızardı; 'Bak bu sene yine eksik yazdık fişleri' diye. Bu senede ben kendime kızıyorum:
Fişim eksik fişim... Hani nerede o kredi kartına yansıyan harcamaların fişleri!!!!
|
Yorum (6) :: Bağlantı
|
25/12/2006 - PASLANMAK, KALEM OYNATAMAMAK
Uzun zamandır forecast dedikleri bir icat ile uğraştığım için yaz(a)mıyorum. Onun yerine aylık tahminlerle uğraşıyorum. Bu Amerikalılar çok acayip, 'kar'dayım işte niye bana zorla milimetrik tahminler yaptırıyorsun?
Asıl acayipi ise Amerikan şirketinde bir Alman ile çalışırsanız ne olur?
Sonuç felaket... Bir tarafta sonsuz disiplin, bir tarafta sonsuz rahatlık... Bizi gevşetecek aktiviteler devam ederken, maillerle germeye devam ediliyor. Bir hoş olduk yani! Ne yapalım şaşkınlığı içindeyiz tüm şirketcek:)
Peki bu şaşkınlık benim gibi bünyelere ne yapıyor; Bir türlü bloguna baktıramaz hale getirip, işten eve evden işe; 'hafta sonu yorgunum hiçbir yere çıkamam' diyen bir insan haline getiriyor. Oysaki ben; Hafta içi tüm aktivitelerimi yapar. Alışveriş merkezlerini ziyaret eder. Bloguma her türlü izlenimleri aktarır. Üstüne hafta sonuda Taksim'de arkadaş ziyaretlerine ve yeni keşif gezilerine katılırdım. Bu sırada bilimum dernek ve şikayet hatlarıyla da ugraşarak. Fotoğraf kulubünü de unutmayarak dolu dolu birgün geçirirdim. Ah Göktug neredesin derdimden birtek sen anlıyordun.
Bu serzenişleri bırakırsak şimdi çok garip bir insan oldum çıktım. Yorulan sıkılan hatta geçici bri süreliğine olsa bile bunalıma giren. Şimdi nereden başlayacağıma şaşırıryorum. Acaba ne yazsam. Mağra Araştırma Derneğini mi, Mango'nun garip korumasını mı, söz verdiğim halde bir türlü yazamadığım Bibeer'i mi? Ah benim talihsiz başım diyaloğunu mu? Yoksa sonsuz Alman Çikolatası ile ne yapılırı mı?
O kadar çok konu başlığı birikti ki bir yerden başlamam gerekiyor. Fakat önce kendi mesleğime dönmem gerekiyor. Gazeteciliğe, böylelikle bol bol yazı yazabileceğim. Hem bloguma hem de gazeteye...
Hayır ben bir dönem neden sektör değiştirmek istedim. Beni bu Amerikan şirketi kandırdı. Zengin yemek menüsü 24 saat açık mutfağı, çikolataları bana kilo olarak. Forecasti ise bana bir tahta mı eksiltmem yönünde olarak geri döndü.
Lütfen lütfen beni Almanlar kadar sıkı Amerikalılar kadar gevşek bu şirketten al! Özüm olan bir Türk gazetesine ver. Yoksa bu excell tablosu beni çıldırtcak...
Not: Aylar sonra ilk uzun yazıma... Kadeh...
|
Yorum (3) :: Bağlantı
|
25/12/2006 - BLOGUMA SUİKAST VAR
Benim bloguma kast mı var?
Neden böyle dediğimi merak ediyorsunuzdur heralde;
Öncelikle; Haftaiçi kafamı bir nebze olsun kıpırtatıp şöyle bloguma bakacak vaktimi elimden aldılar.
Hafta içi yoğun çalışmaktan haftasonumu da elimden aldılar
Evde laptop var. Fakat internete bağlanmıyor. Ev interneti özgürlüğümü elimden aldılar.
Biraz önce yarım saatlik boşluk yakaladım ve yazdığım bir sayfa yazı bir anda uçtu. Yazımı elimden aldılar.
Neden ben Büdü gibi oldum ama mutsuz ve başına hep felaket gelen...
Ben sınırsız internet özgürlüğümü istiyorum.
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
25/12/2006 - SAÇLARIM VE İSTANBUL
Sanırım bunalım dönemimi halen atlatamadım ki; sadece fön çektirmek için girdiğim kuaförden saçlarımı kısacık kestirerek çıktım. Üstelik bu kısa kesim tam da benim ruh halime uygundu. Herbir yerden ayrı bir boyda saç fışkırıyordu ve saçlarım kızıldı. Kuaförden çıktığımda kendimi hem hafiflemiş hem de acayip hissettim. Lise ve üniversite dönemimdeki çılgın saç stilime kavuşmuştum. Üstelik bu saç stilini iş yemeğim için yaptırmıştım. (Buarada bir konuyu düzeltmek isterim mezun olalı henüz 2 yıl oldu yani olacak. O kadar yaşlı değilim lütfen lütfen; hatta yaşlı bile değilim. Polyanalara duyrulur.)
----------------------------------------------
Sanırım feci şekilde depresyon dönemi yaşıyorum. Bir kere hiç çalışmak istemiyorum. Herşeyi bırakıp Ankara’ya dönmek istiyorum. Ankara’da cam kenarına oturup battaniye altında sadece kahve içmek ve bütün gün film seyretmek istiyorum.
Blogum için uzun uzun yazı yazmak istiyorum. Herşeyden sıkılmışcasına kitap okumak kitaplara gömülmek, kar fotoğrafları çekmek istiyorum.
----------------------------------------
Şı sıralar evimi, İstanbul’u, işimi hiçbir şeyi sevmiyorum.
-----------------------------
Benim buralardan giidesim var. Saçlarıma daha fazla kıymadan
Not: Yorumları okuyorum. Fakat yıl sonu olması ve yılın kapanması nedeni ile çok yoğun çalışıyoruz. Hiçbir şey ile ilgilenemiyorum. Yorumlara cevap yazamıyorum. Kusura bakmayın. Sevgilerle
|
Yorum (2) :: Bağlantı
|
8/12/2006 - NE İŞİM VAR BENİM BURADA İNSANI OLDUM TOPLANTI MI O DA NE
Depresif, ruhsuz, başarısız insanlar neden etraflarında mutlu insan görünce onun mutluluğunu bozmak için her yolu dener ki;
Keşke toplantı da biraz daha üstüme gelseydinde bende o forcasti kafana atıp rahatlasaydım.
Tamam cvme kötü bir referans ama inan ben bunu göze alırdım.
Bende depresyondayım ama en azından hala gülebiliyorum.
Ve işimi değiştirmeye karar verdim.
Bu kadar başarılıyken bir insanın sizi mutsuz etmesi herşeyi bozabiliyor.
İş arıyorum. Ve mutsuzum, kararsızım...
|
Yorum (9) :: Bağlantı
|
6/11/2006 - SICAK SİMİT
Fırından yeni çıkmış sıcak bir simit gibiyim.
|
Yorum (8) :: Bağlantı
|
|
ruzgarlisokak nerede
Ben ben ben ; bir şeyler var konuşmakla bitmiyor. Anlatsam anlatsam; İşte bu sayfada beklide bana ait en özel yerde, dostlarım ve geleceği görmek adına yeni oluşacak dostlarım, yazılanlar tozlanmadan, küflenmeden bu sayfada olsun istedim. Fotoğraflarım, fotoğraflarımda bana gülen, ağlayan, kızan, öfkelene yüzler hepsi bir rüzgara kapılmış geçiyor. Ben hep aynı yerdeyim bir sokakta, her gün farklı bir mevsimin yaşandığı sokakta ; Öyle bir yer ki; bir sabah bahar, ertesi sabah kış ; Ve hep rüzgar var bir de ben
ARKADAŞLARIM
• BibiS • yansimalar • selchuq • NEVAAY • temizekran • HULYACIM • mrfood • kartopum • oglena • visne • aylin2 • frekans • marypoppins • sokaklambasi • hamitakcay • milkboy • joezombi • zelis • karacocuk • raciegi • Arzu79 • batumania • alsah • bitti • Ozdemir • cinskediguzel • benhaladeliyim • vilka • dungeon • cicibisiiy • alexandrette • gokcesair • melan • yashar • ebrar06 • Sandra • sonnur • benserseri • kayipmektuplar • cicibisiiy2 • ICEEYES • psycocihan • kupavalesi • vega99 • zeya • AR • elki • nilgunbozkurt • ataberk • esmerbuluta • aristoca • myrina • cicibisiiy3 • whikery • Serinmavi • FirlamaKaciklar • cavitilhan • electronicer • konjenital • extacyESC • oyuncakbebek • remes • USTAD • ihlamur • adfun11 • kaciklarcemiyeti • kirmizisaclikiz • prenstenes • geyikfm09 • yavuz999 • yellowdaisy • caglar • Cracked • bebekler • tyanali • mariposa • bloglist • esmuker • duygudurum • TUBABUYUKUSTUN3 • anubiss • sapphire • bassak • inopnevma • yaraliyim • birzambakmasalidirgidiyor • yeniLerdenim • hopeandfaith • ilkayoguzhan • parantezicihayatlar • portfolyo • ruhumdaninciler • sahildekibank • TheLostHighway • safakk1 • pinarozfidan • askolsun • canokurban • cadilan • dusbahcesi • ruzgarr • anilarparki • ahmetmacit • dsdmetin • visal • sessizofke01 • mucevherkutusu • eroman • bakiregolge • ayazma7 • Merchandiser • dsdtext • intrinsic • fatos1987 • yagmurtuana • memurdostu • bilgilerdunyasi • senidilendim • yasasinozgurluk • tezene • hayaliduman • shrub • elmederesi • AydakiAdaM • gizlibahcemdeyim
|